<bgsound src ="birlik.mp3">                                                   

 

TÜRK! ÖĞÜN, ÇALIŞ, GÜVEN

 

Mustafa Kemal Atatürk'ün Selanik'te doğduğu ev

Atatürk'ün Annesi Zübeyde Hanım

 

Atatürk'ün Babası Ali Rıza Efendi

Kızkardeşi Makbule Hanım, Annesi Zübeyde Hanım ve Mustafa Kemal

Harbiye Mektebini bitirdiği yıl (1902)

ATATÜRK KRONOLOJİSİ

1881: Selanik'te doğdu.
1893: Askeri Rüştiye'ye girdi ve Kemal adını aldı.
1895: Selanik Askeri Rüştiyesi'ni bitirdi, Manastır Askeri İdadisi'ne girdi.
1899 Mart 13: İstanbul Harp Okulu Piyade sınıfına girdi.
1902 Harp Akademisi'ne girdi ve burada gazete çıkardı.
1905 Ocak 11: Harp Akademisi'ni Yüzbaşı olarak bitirdi, Şam'a 5. Ordu'nun 30. Süvari Alayı'nda staj yapmak için atandı.
1906 Ekim: Şam'da Vatan ve Hürriyet Cemiyeti'ni kurdu. Şam'da topçu stajını yaptı ve Kolağası oldu.
1908 Temmuz 23: Meşrutiyet'in ilan edilmesi için çalışmaları.
1909 Mart 31: 31 Mart ihtilalinde Hareket Ordusu Kurmay Subayı olarak çalıştı.
1911 Eylül 13: Mustafa Kemal, İstanbul'a Genelkurmay'a naklen atandı.
1911 Kasım 27: Mustafa Kemal, Binbaşılığa yükseldi.
1912 Ocak 9: Mustafa Kemal, Trablusgarp'ta Tobruk saldırısını yönetti.
1913 Ekim 27: Mustafa Kemal, Sofya Ateşemiliterliği'ne atandı.
1914 Mart 1: Mustafa Kemal, Yarbaylığa yükseltildi.
1915 Şubat 2: Mustafa Kemal, Tekirdağı'nda 19. Tümeni kurdu.
1915 Şubat 25: Mustafa Kemal'in Maydos'a gidişi.
1915 Nisan 25: Mustafa Kemal, Arıburnu'nda İtilaf Devletleri'ne karşı koydu.
1915 Haziran 1: Mustafa Kemal'in Albaylığa yükselişi.
1915 Ağustos 9: Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanlığı'na atandı.
1915 Ağustos 10: Mustafa Kemal, Anafartalar'dan düşmanı geri attı.
1916 Nisan 1: Mustafa Kemal'in Tuğgeneralliğe yükselişi.
1916 Ağustos 6: Mustafa Kemal, Bitlis ve Muş'u düşman elinden kurtardı.
1917 Eylül 20: Mustafa Kemal, memleketin ve ordunun durumunu açıklayan raporunu yazdı.
1917 Ekim: Mustafa Kemal, İstanbul'a döndü.
1918 Ekim 26: Mustafa Kemal, Halep'in kuzeyinde bugünkü sınırlarımız üzerinde düşman saldırılarını durdurdu. 1918 Ekim 30: Mondros Mütarekesi'nin imzalanması.
1918 Ekim 31: Mustafa Kemal'in Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı'na atanması.
1918 Kasım 13: Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı'nın kaldırılması ve Mustafa Kemal'in İstanbul'a dönüşü. 1919Nisan 30: Mustafa Kemal'in Erzurum'da bulunan 9. Ordu Müfettişliği'ne atanması.
1919 Mayıs 15: İzmir'e Yunan'lıların asker çıkarması.
1919 Mayıs 16: Mustafa Kemal, Bandırma vapuruyla İstanbul'dan ayrıldı.
1919 Mayıs 19: Mustafa Kemal, Samsun'a çıktı.
1919 Haziran 15: Mustafa Kemal, 3. Ordu Müfettişi ünvanını aldı.
1919 Haziran 21: Mustafa Kemal, Ulusal Güçleri Sivas Kongresi'ne çağırdı.
1919 Temmuz 8 / 9: Mustafa Kemal, askerlikten çekildi. (Saat: 20:50)
1919 Temmuz 23:Mustafa Kemal'in başkanlığı altında Erzurum Kongresi'nin toplanması ve bir Temsil Kurulu seçerek dağılması. (7 Ağustos 1919)
1919 Eylül 4: Mustafa Kemal'in başkanlığı altında Sivas Kongresi'nin toplanması ve 11 Eylül'de sona ermesi.
1919 Eylül 11: Mustafa Kemal, Anadolu ve Rumeli Müdafaayı Hukuk Cemiyeti Heyet Temsiliyesi Başkanlığı'na saçildi.
1919 Ekim 22: Amasya Protokolü'nün imzalanması.
1919 Kasım 7: Mustafa Kemal, Erzurum'dan milletvekili seçildi.
1919Aralık 27: Mustafa Kemal, Heyeti Temsiliye'yle birlikte Ankara'ya geldi.
1920 Mart 20: İstanbul'un İtilaf Devletleri tarafından ele geçirilmesi, Mustafa Kemal'in protestosu, Ankara'da yeni bir Millet Meclisi toplama girişimi.
1920 Mart 18: İstanbul'da Meclis-i Mebusan'ın son toplantısı.
1920 Mart 19: Mustafa Kemal tarafından Ankara'da üstün yetkiyi taşıyan bir Millet Meclisi toplanması hakkında illere duyuruda bulunulması.
1920 Nisan 23: Mustafa Kemal, Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açtı.
1920 Nisan 24: Mustafa Kemal, Büyük Millet Meclisi Başkanı seçildi.
1920Mayıs 5: Mustafa Kemal'in başkanlığında ilk Hükümet'in toplantısı.
1920 Mayıs 11: Mustafa Kemal, İstanbul Hükümeti tarafından ölüm cezasına çarptırıldı.
1920Mayıs 24: Mustafa Kemal'in cezası Padişah tarafından onaylandı.
1920 Ağustos 10: Osmanlı İmparatorluğu delegeleriyle İtilaf Devletleri arasında Sevr Antlaşması'nın imzalanması.
1920 Ocak 9 / 10: Birinci İnönü Savaşı.
1921 Ocak 20: İlk Teşkilat-ı Esasiye (Anayasa) Kanunu'nun esas maddelerinin kabulü.
1921 Mart 30 / Nisan 1: İkinci İnönü Savaşı.
1921 Mayıs 10: Mustafa Kemal tarafından Büyük Millet Meclisi'nde Anadola ve Rumeli Müdafaai Hukuk Grubu'nun kurulması ve Mustafa Kemal'in Grup Başkanlığı'na seçilmesi.
1921 Ağustos 5: Mustafa Kemal'e Başkumandanlık görevinin verilmesi.
1921 Ağustus 22: Mustafa Kemal'in yönetiminde Sakarya Meydan Savaşı'nın başlaması.
1921 Eylül 13: Sakarya Meydan Savaşı'nın kazanılması.
1921 Eylül 19: Mustafa Kemal'e Mareşallik rütbesinin verilmesi ve Mustafa Kemal'in Gazi ünvanını alması.
1922Ağustos 26: Gazi Mustafa Kemal'in Kocatepe'den Büyük Taarruz'u yönetmesi.
1922 Ağustos 30: Gazi Mustafa Kemal'in Dumlupınar Başkumandanlık Meydan Savaşı'nı kazanması.
1922 Eylül 1: Gazi Mustafa Kemal'in: "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir, İleri !" emrini vermesi.
1922 Eylül 9: Türk Ordusu'nun İzmir'e girmesi.
1922 Eylül 10: Gazi Mustafa Kemal'in İzmir'e gelişi.
1922 Ekim 11: Mudanya Mütarekesi'nin imzalanması.
1922 Kasım 1: Gazi Mustafa Kemal'in önerisi üzerine saltanatın kaldırılması.
1922 Kasım 17: Vahdettin'in bir İngiliz harp gemisiyle İstanbul'dan kaçması.
1923 Ocak 29: Gazi Mustafa Kemal'in Latife Hanım'la evlenmesi.
1923 Temmuz 24: Lozan Antlaşması'nın imzalanması.
1923 Ağustos 9: Gazi Mustafa Kemal'in Halk Fırkası'nı kurması.
1923 Ağustos 11: Gazi Mustafa Kemal'in 2. Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na seçilmesi.
1923 Ekim 29: Cumhuriyet'in ilan edilmesi.
1923 Ekim 29: Gazi Mustafa Kemal'in ilk Cumhurbaşkanı olması.
1924 Mart 1: Gazi Mustafa Kemal'in Büyük Millet Meclisi'nde Halifeliği kaldırması ve öğretimin birleştirilmesi hakkında açış nutkunu söylemesi.
1924 Mart 3: Hilafetin kaldırılması, öğrenimin birleştirilmesi, Şer'iyeve Evkaf Vekaletiyle (Bakanlığıyla), Erkanıharbiyei Umumiye Vekaletinin kaldırılması hakkındaki yasaların Büyük Millet Meclisi'nce kabul edilmesi.
1924 Nisan 20:Türkiye Cumhuriyeti Teşkilatı Esasiye (Anayasa) Kanunu'nun kabul edilmesi.
1925 Şubat 17: Aşarın kaldırılması.
1925 Ağustos 24: Gazi Mustafa Kemal'in ilk defa Kastamonu'da şapka giymesi.
1925 Kasım 25: Şapka Kanunu'nun Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilmesi.
1925 Kasım 30: Tekkelerin kapatılması hakkındaki kanunun kabulü.
1925 Aralık 26: Uluslararası takvim ve saatin kabulü.
1926 Şubat 17: Türk Medeni Kanunu'nun kabulü.
1927 Temmuz 1: Gazi Mustafa Kemal'in Cumhurbaşkanı sıfatı ile ilk kez İstanbul'a gitmesi.
1927 Ekim 15 / 20:Gazi Mustafa Kemal'in Cumhuriyet Halk Partisi 2. Kurultayı'nda tarihi Büyük Nutku'nu söylemesi.
1927 Kasım 1: Gazi Mustafa Kemal'in 2. Kez Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi.
1928 Ağustos 9: Gazi Mustafa Kemal'in Sarayburnu'nda Türk harfleri hakkındaki nutkunu söylemesi.
1928 Kasım 3: Türk Harfleri Kanunu'nun Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilmesi.
1931 Nisan 15: Gazi Mustafa Kemal tarafından Türk Tarih Kurumu'nun kurulması.
1931 Mayıs 4: Gazi Mustafa Kemal'in 3.kez Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi.
1932 Temmuz 12: Gazi Mustafa Kemal tarafından Türk Dil Kurumu'nun kurulması.
1933 Ekim 29: Gazi Mustafa Kemal'in Cumhuriyet'in 10. Yıldönümünde tarihi nutkunu söylemesi.
1934 Kasım 24: Gazi Mustafa Kemal'e Büyük Millet Meclisi tarafından ATATÜRK soyadının verilmesi kanununun kabul edilmesi.
1935 Mart 1: Atatürk'ün 4. kez Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi........
 
 

 

 

Mustafa Kemal Kurmay Yüzbaşı (1905)

 

 

Yıl 1906 Mustafa Kemal'in Şam'da bulunduğu zamanlar

 

Balkan Savaşı patlak verdikten sonra

 

1913 Yılında Sofya'da Ataşemiliter iken verilen bir kostümlü baloda giydiği yeniçeri kıyafetiyle 

 

 

Tümgeneral Mustafa Kemal (1917)

 

 

Diyarbakır'da 2. Ordu Komutanı iken (1917)

 

 

Yıldırım Orduları Komutanı Mustafa Kemal Paşa, yaverleri ile birlikte

 

 

Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a çıktığı tarihlerdeki hali. O sıralar Dokuzuncu Ordu Müfettişiydi

 

 

Bandırma Vapurunun Samsun müzesindeki maketi

 

 

Atatürk'ü Samsun'a ulaştıran Bandırma  Vapuru İstanbul Limanında

 

Amasya'ya gidişi sırasında Tokat'ta karşılanışı. Fotoğrafta M.Kemal'in yanında Rauf Orbay, Bekir Sami, Ruşen Eşref ve Cevat Abbas (17 Ekim 1919)

 

     ÖĞRENMEDEN,

    ÇALIŞMADAN,

    YORULMADAN,

     RAHAT YAŞAMANIN YOLLARINI ARAMAYI

     ALIŞKANLIK HALİNE GETİREN MİLLETLER;

     ÖNCE HAYSİYETLERİNİ,

     SONRA HÜRRİYETLERİNİ,

     SONRA İSTİKLALLERİNİ,

     KAYBETMEYE MAHKUMDURLAR.

 

Ünlü Erzurum ve Sivas Kongrelerindeki Mustafa Kemal

 

       BİR DEVLETİN MALİYESİ BAĞIMSIZLIKTAN YOKSUN OLUNCA,       O DEVLETİN BÜTÜN KISIMLARINDA BAĞIMSIZLIK FELÇ OLMUŞTUR. ÇÜNKÜ, DEVLETİN HER KURUMU ANCAK GÜÇLÜ BİR MALİYE İLE YAŞAR. 

 

 

 

14 Gün süren Erzurum Kongresinde çok önemli kararlar alındı. Fotoğrafta Mustafa Kemal Kongre üyeleriyle toplu halde

 

BİR TÜRK CİHANA BEDELDİR. 

 

Mustafa Kemal 1919 Temmuzunda 3. Ordu Müfettişliğinden ve çok sevdiği askerlik mesleğinden  istemeye istemeye istifa etmiş ve üniformasını çıkarmıştı.

 

                      

KUVVET BİRDİR VE O MİLLETİNDİR. 

 

 

 

Sivas Kongresinden sonra üyeleriyle birlikte, konrenin toplandığı eski bina önünde. Oturanlar; Rauf Orbay, Şeyh Hacı Fevzi, Mustafa Kemal, Kadı Hasbi, Bekir Sami Kunduh, Ahmet Rüstem, Hüsrev S. Kızıldoğan

Ayaktakiler; Hami Danişmend, Recep Zühtü, Hüsrev Gerede, Ruşen Eşref Ünaydın, Nizamettin Bey, Mazlum Bey, Küçük Ethem Bey, Muzaffer Kılıç

 

       BİLELİM Kİ, MİLLİ BENLİĞİNİ BİLMEYEN MİLLETLER BAŞKA MİLLETLERE YEM OLUR.

 

 

 

Sivas Kongresi Başkanı Mustafa Kemal

 

        HAKİMİYET-İ MİLLİYE, MİLLETİN NAMUSUDUR, HAYSİYETİDİR, ŞEREFİDİR.

 

Erzincanlı Şeyh Fevzi Efendi, Mustafa Kemal ve Sivas Kadısı Hasbi

 

         hayat demek mücadele demek, çarpIşma demektir. HAYATTA BAŞARI, MUTLAKA MÜCADELEDE BAŞARILI OLMAKLA MÜMKÜNDÜR.

 

Sivas'ta Heyeti Temsiliye üyeleri ile birlikte

 

      TÜRK MİLLETİNİN MİLLİ DİLİ VE MİLLİ BENLİĞİ BÜTÜN HAYATINDA HAKİM VE ESAS KALACAKTIR. 

 

 

 

Kongreden sonra M.Kemal Paşa'nın Ankara'ya dönüşü

 

      TÜRKLERİN VATAN SEVGİSİ İLE DOLU OLAN GÖĞÜSLERİ MEL'UN İHTİSASLARA KARŞI DAİMA DEMİRDEN BİR DUVAR GİBİ YÜKSELECEKTİR.

 

 

 

23 Nisan 1920 günü açılan Büyük Millet Meclisinden bir görüntü. Biçimsel olarak son derece mütevazı, ama duygu olarak son derece coşkulu

 

       BUGÜN VATANIMIZDA MİLLİ BİR KUDRET VARSA O, CEREYAN EDEN FELAKETLERDEN DERS ALAN MİLLETİN KALP VE DİMAĞINDAN DOĞMUŞTUR.

 

Meclis balkonunda arkadaşları ve ilk milletvekilleri ile

 

     BİR MİLLETİN RUHU ZAPT OLUNMADIKÇA, BİR MİLLETİN AZİM VE İRADESİ KIRILMADIKÇA O MİLLETE HAKİM OLMANIN İMKANI YOKTUR.HALBUKİ ASIRLARIN YARATTIĞI MİLLİ BİR RUHA, KUVVETLİ VE DAİMİ BİR MİLLİ İRADEYE HİÇBİR KUVVET KARŞI KOYAMAZ. 

 

19 Eylül 1921'de büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal'e "Gazi" unvanını ve Mareşal rütbesini verdi.

 

HAKİMİYET VERİLMEZ ALINIR

 

 

Ankara'da konut olarak kullandığı bir başka bina olan Ziraat Mektebinde aynı zamanda Fevzi Çakmak Paşa ve kurmayı çalışıyordu.

 

      BU MİLLETE HİZMET EDEN ONUN EFENDİSİ OLUR.

 

 

ilk Çankaya evinin fotoğrafı. Garajda Mustafa Kemal Paşa'nın makam otosu.

 

 

   HÜRRİYET OLMAYAN BİR MEMLEKETTE ÖLÜM VE YOK OLMA VARDIR. HER İLERLEMENİN VE KURTULUŞUN ANASI HÜRRİYETTİR.

 

Ziraat Mektebi Binası

 

     ARKADAŞLAR! KILIÇLA FETİH YAPANLAR, SAPANLA FETİHLER YAPANLARA MAĞLUP OLMAYA VE NETİCE İTİBARIYLA MEVKİLERİNİ ONLARA BIRAKMAYA MECBURDURLAR.

 

O günlerdeki halkın Kurtuluş Savaşına katkıları bu resimle iyice pekişiyor.Çocuklar, genç kızlar, anneler, nineler elleriyle cephane hazırlıyorlar.

 

        MİLLİ MÜCADELELERE ŞAHSİ HIRS DEĞİL, MİLLİ İDEAL, MİLLİ ONUR SEBEP OLMUŞTUR.

 

Sakarya Zaferinden Sonra

 

       MİLLİ İDEALE VE TAM BİR İMAN VE ONUN GEREKTİRDİKLERİNİ TEREDDÜTSÜZ YERİNE GETİRMENİN NETİCESİ ELBETTE MUVAFFAKİYETTİR.

 

Mustafa Kemal Paşa Büyük Taarruzdan önce Büyük Millet Meclisi Başkanlık kürsüsünde

 

      MİLLİ BENLİĞİNİ BULMAYAN MİLLETLER BAŞKA MİLLETLERE AV OLURLAR. MİLLİ VARLIĞIMIZA DÜŞMAN OLANLARLA DOST OLMAYALIM. BÖYLELERİNE KARŞI  BİR TÜRK ŞAİRİN DEDİĞİ GİBİ: "TÜRKÜM VE DÜŞMANIM SANA, KALSAM DA BİR KİŞİ" DİYELİM.

 

 

 

Düşman işgalinden kurtarılan İzmir'in o günkü durumu.

 

     HAKİMİYETİ MİLLETİN UHDESİNDE TUTMAK DEMEK, BİR ZERRESİNİ,SINIFI, İSMİ NE OLURSA OLSUN, HİÇBİR MAKAMA VERDİRMEMEK DEMEKTİR.

 

Atatürk, Cumhuriyetin 10. yıldönümünde tarihi nutkunu söylerken

 

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

                 

 

 

Dörtyol Gezisinde bir köylü çocuğu severken.

 

  HER ULUS ÇOCUKLARININ SIHHATLİ VE GÜRBÜZ OLMALARI İÇİN YAŞADIKLARI BÖLGENİN SIHHİ ŞARTLARINI TEMİN ETMEK, DEVLET HALİNDE BULUNAN SİYASİ TEŞEKKÜLLERİN EN BİRİNCİ ÖDEVİDİR.

 

Atatürk, Üniversitede gençlerle birlikte ders izliyor.

 

       EY YÜKSELEN YENİ NESİL! İSTİKBAL SİZİNDİR. CUMHURİYETİ BİZ TAHSİS ETTİK; ONU İ'LA VE İDAME ETTİRECEK SİZSİNİZ.

 

 

 

Üniversitede gençlerle

 

        MİLLET SEVGİSİ KADAR BÜYÜK MÜKAFAAT YOKTUR. 

 

 

 

Başöğretmen Atatürk Millete yeni harfleri öğretiyor.

 

         BİZ CAHİL DEDİĞİMİZ ZAMAN MEKTEPTE OKUMAMIŞ OLANLARI KASDETMİYORUZ. KASDETTİĞİMİZ İLİM, HAKİKATİ BİLMEKTİR. YOKSA OKUMUŞ OLANLARDAN EN BÜYÜK CAHİLLER ÇIKTIĞI GİBİ, HİÇ OKUMAK BİLMEYENLERDEN DE HAKİKATİ GÖREN ALİMLER ÇIKABİLİR.

 

İnkılapçı Atatürk

 

                                       

      MİLLİ HAKİMİYET ÖYLE BİR NURDUR Kİ, ONUN KARŞISINDA ZİNCİRLER ERİR, TAÇ VE TAHTLAR BATAR MAHVOLUR.

 

 

 

Atatürk Florya'da halk arasında

 

 

     TÜRK MİLLETİNİN TABİAT VE ŞİARINA EN UYGUN OLAN İDARE CUMHURİYET İDARESİDİR.

 

 

 

 

                                       

     CUMHURİYET  BİLHASSA KİMSESİZLERİN KİMSESİDİR.

 

 

Büyük Atatürk kendisinden sonra Cumhurbaşkanı olan İsmet İNÖNÜ ve Celal BAYAR ile

 

       CUMHURİYET, FİKREN, İLMEN, BEDENEN KUVVETLİ VE YÜKSEK SECİYELİ MUHAFIZLAR İSTER.

 

 

Atatürk tarlada Türk Köylüsü ve biçer-döğerle

 

                                     

       KILIÇ KULLANAN KOL YORULUR VE NİHAYET KILICINI KININA KOYARAK BELKİ KILIÇ KINDA KÜFLENMEYE, PASLANMAYA MAHKUM OLUR. LAKİN SAPAN KULLANAN KOL GÜN GEÇTİKÇE  DAHA ZİYADE GÜÇLENİR VE DAHA ÇOK TOPRAĞA SAHİP VE MALİK OLUR.

 

 

 

Çiftlikte bir köylü çocuğu ile sohbette

 

 

       ORDUMUZUN ŞİMDİYE KADAR KAZANDIĞI MUVAFFAKİYETLER MEMLEKETİMİZİ GERÇEK KURTULUŞA KAVUŞTURMUŞ SAYILAMAZ. BU ZAFERLER ANCAK MÜSTAKBEL ZAFERLERİMİZ İÇİN KIYMETLİ BİR ZEMİN HAZIRLAMIŞTIR. ASKERİ ZAFERLERİMİZLE MAĞRUR OLMAYALIM. YENİ İLİM VE İKTİSAT ZAFERLERİNE HAZIRLANALIM.

 

 

 

Bir öğrenciyi imtihan ederken

 

HAYATTA EN HAKİKİ MÜRŞİT İLİMDİR.

 

 

Atatürk, 31 Ağustos 1925 günü Kastamonu dönüşü  Çankırı yolunda. Atatürk'ün solunda Nuri CONKER,     önde Başyaver Rusuhi

 

 

Atatürk, 23 Ağustos 1925'te Çankırı'da. Atatürk'ün bu resminden esinlenen Heykeltraş Kenan Yontuç, l945 yılında yaptığı Atatürk Heykelini Çankırı'da Atatürk Alanı'na dikmiştir. (Atatürk'ün solunda Fuat Bulca, arkasında Başyaver Rusuhi ve Ruhi Conker)

 

 

 

    HALKLA ÇOK TEMASIM VARDIR. O SAF KÜTLE BİLEMEZSİNİZ NE KADAR YENİLİK TARAFTARIDIR. VATANIMIZDA HİÇ BİR ZAMAN ENGELLER BU KESİF KALABALIKTAN GELMEYECEKTİR.

 

 

 

 

 

 

      BEN BU GÜVEN VE SAYGIYA HAK KAZANACAK BAŞARILAR GÖSTERMİŞSEM,     O DA SİZLERİN YARDIMI İLE OLMUŞTUR. GÜVENİNİZE YÜREKTEN İNANARAK, MİLLİ GÖREVİMDE muhtaç olduğum gücü VE YETKİYİ SİZDEN ALIYOR, SİZDE BULUYORUM. BAHTİYARLIĞIMI ÇANKIRI'NIN SEVGİLİ HALKININ KARŞISINDA YÜKSEK SESLE İFADE EDİYORUM.

 

 

   CUMHURİYET, FAZİLET-İ AHLAKİYE YE DAYANAN BİR İDAREDİR. CUMHURİYET FAZİLETTİR. 

 

              İKTİSADEN ZAYIF BİR MİLLET SEFALETTEN KURTULAMAZ, KUVVETLİ BİR MEDENİYETE, REFAHA VE SAADETE KAVUŞAMAZ, İÇTİMAİ VE SİYASİ İLLETLERDEN YAKASINI KURTARAMAZ. MEMLEKETİN İDARESİNDEKİ MUVAFFAKİYET VE İKTİSADİ MÜKTESEBATI DERECESİYLE MÜTENASİP OLUR.

 

 

            HİÇBİR MEDENİ DEVLET YOKTUR Kİ, ORDU VE DONANMADAN EVVEL İKTİSADINI DÜŞÜNMÜŞ OLMASIN.

 

           YENİ TÜRKİYE DEVLETİ CİHANGİR BİR DEVLET OLMAYACAKTIR. FAKAT YENİ TÜRKİYE DEVLETİ İKTİSADİ BİR DEVLET OLACAKTIR.(1923)

 

 

         TÜCCAR, MİLLETİN EMEĞİ VE ÜRETİMİ KUVVETLENDİRİLMEK İÇİN ELİNE VE ZEKASINA GÜVENİLEN VE GÜVENE LAYIK OLMASI GEREKEN ADAMDIR.

 

           İKTİSADİYAT, İKTİSADİYAT DİYORUZ. FAKAT ARKADAŞLAR İKTİSADİYAT DEMEK HER ŞEY DEMEKTİR. YAŞAMAK İÇİN MEVCUDİYET-İ İNSANİYE İÇİN NE LAZIMSA ONLARIN KAFFESİ DEMEKTİR, TİCARET DEMEKTİR, ZİRAAT DEMEKTİR, SAY DEMEKTİR, HER ŞEY DEMEKTİR.

 

 

        EKONOMİK KALKINMA, TÜRKİYE'NİN HÜR, MÜSTAKİL, DAİMA DAHA KUVVETLİ, DAİMA DAHA MÜREFFEH TÜRKİYE İDEALİNİN BELKEMİĞİDİR.

 

         YENİ TÜRKİYE DEVLETİ TEMELLERİNİ SÜNGÜ İLE DEĞİL, SÜNGÜNÜN DAHİ DAYANDIĞI İKTİSADİYATLA KURACAKTIR.

                                     

        TÜRK TARİHİ İNCELENİRSE, BÜTÜN YÜKSELİŞ VE ALÇALIŞ SEBEPLERİNİN BİR İKTİSAT MESELESİNDEN BAŞKA BİR ŞEY OLMADIĞI ANLAŞILIR.

 

            MİLLİ EKONOMİ YOLUNDA EMİN OLARAK VE GÜVENEREK KESİN VE KÖKLÜ ADIMLAR ATARKEN ESAS PROGRAMIMIZIN İLHAM ETTİĞİ GENEL TEDBİRLERİ TERCİH ETMEK EN DOĞRU YOLDUR. TOPLUMUMUZDAKİ BÜTÜN ÇEŞİTLİ MESLEK SAHİPLERİNİ  FAYDALI OLACAK ŞEKİLDE BU YOLDA EL ELE VERMİŞ, OMUZ OMUZA DAYANMIŞ BİR HEDEFE YÜRÜYEN SAMİMİ YOLCULAR YAPMAK, DEVLETİN EKONOMİDEKİ YÜKÜNÜ AZALTMAK VE BAŞARI ZAMANINI KISALTMAK TEK ÇAREDİR.

 

         TARİHİMİZİ DOLDURAN MUVAFFAKİYETLER, ZAFER VE MALUBİYETLER, BOZGUNLAR VE FELAKETLER, BUNLARIN HEPSİ VUKUA GELDİKLERİ DEVİRLERDEKİ İKTİSADİ ŞARTLARIMIZLA MÜNASEBETLİ VE ALAKALIDIR.YENİ TÜRKİYE'MİZİ LAYIK OLDUĞU MERTEBEYE ÇIKARTMAK İÇİN MUHAKKAK İKTİSADİYATIMIZA BİRİNCİ DERECEDE EHEMMİYET VERMEK MECBURİYETİNDEYİZ. ÇÜNKÜ ZAMANIMIZ TAMAMEN BİR İKTİSAT DEVRESİNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.

 

              EKONOMİK TEŞKİLAT, TEKNİK TEMELLER ÜZERİNE YERLEŞEREK YÜKSELDİKÇE, YURDUN VERİMİ ÇOK DAHA FAZLA ARTMIŞ OLACAKTIR. ANCAK. BÜTÜN ÖZENİMİZİ VEREREK VATANIN TEŞKİLATLANMASI HIZINI ARTIRMAK GEREKİR.

 

 

 

 

          Büyüklük odur ki  kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın. Memleket için gerçek ülkün ne ise onu görecek ve o hedefe yürüyeceksin.

          Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, seni yoldan çevirmeye çalışacaktır. İşte sen burada direneceksin.

          Önüne sonsuz engeller yığılacaktır. Kendini büyük değil, küçük, Araçsız ve hiç telakki edecek, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak, bu engelleri aşacak, ondan sonra sana büyüksün derlerse bunu diyenlere güleceksin.

 

 

 

 

ATATÜRK'ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ

 


       Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyet'ini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

         Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur.

        Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir.

       İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.

    Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin!

      Bu imkân ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir.

     İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.

    Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.

     Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler.

      Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler.

     Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır!

      Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur.

                                                                                                                        20 Ekim 1927

 

 

 

ONUNCUYIL MARŞI

Çıktık açık alınla on yılda her savaştan;
On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan.
Başta bütün dünyanın saydığı Başkumandan;
Demir ağlarla ördük Ana yurdu dört baştan.

Türk'üz Cumhuriyet'in göğsümüz tunç siperi,
Türk'e durmak yaraşmaz, Türk önde Türk ileri.

Bir hızla kötülüğü geriliği boğarız,
Karanlığın üstüne güneş gibi doğarız.
Türk'üz bütün başlardan üstün olan başlarız;
Tarihten önce vardık, tarihten sonra varız.

Türk'üz Cumhuriyet'in göğsümüz tunç siperi,
Türk'e durmak yaraşmaz, Türk önde Türk ileri.


Çizerek kanımızla öz yurdun haritasını,
Dindirdik memleketin yıllar süren yasını.
Bütünledik her yönden istiklâl kavgasını.
Bütün dünya öğrendi, Türklüğü saymasını.

Türk'üz Cumhuriyet'in göğsümüz tunç siperi,
Türk'e durmak yaraşmaz, Türk önde Türk ileri.

Örnektir milletlere açtığımız yeni iz;
İmtiyazsız, sınıfsız kaynaşmış bir kütleyiz;
Uyduk görüşte bilgiye, gidişte ülkeye biz;
Tersine dönse dünya yolumuzdan dönmeyiz.

Türk'üz Cumhuriyet'in göğsümüz tunç siperi,
Türk'e durmak yaraşmaz, Türk önde Türk ileri.

 

 Söz : Behçet Kemal ÇAĞLAR
        Faruk Nafız ÇAMLIBEL

 

 

      KAYNAKÇALAR:

    - Türk Tarih Kurumu İnternet Sayfası

     - "Atatürk'ün Yurt Gezileri"  Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Haziran-1998

    - "Atatürk"  Ankara Ticaret Odası  2006

    - Pirelli Dergisi Atatürk'ün 100. Doğum Yıldönümü Özel Yayını 1981